İngiltere’nin Peri Kalelerinden Korkunç Hikayeler

Trajik olaylar, İngiltere’nin tarihi binaları ve anıtlarının birçoğuna özel gizemli öyküler ve hayaletler için ilham verici bir zemin oluşturmuştur. Tarihi İngiltere Arşivi’nden alınan fotoğraflardan oluşturulan bu dijital sergiyle İngiltere’nin tarihi binalarından bazıları ile ilgili beş ilginç hikaye gün yüzüne çıkıyor.

 

1- Alnwick Kalesi’nin Vampiri

12. yüzyıldaki bir yazmada, Newburglu tarihçi William ortaçağa ait Alnwick Kalesi’nin sokaklarında geceleri korku verici ve rahatsız edici olayların zuhur ettiğini kaydeder. Yerel halk panik halinde bu olayların meydana gelmesinden sonra üstünkörü kapatılmış bir mezar bulur. Mezarı kazmaya karar verirler ve içinden adeta şişmiş bir ceset çıkar. Halk bu cesede kürekle hasar verdiğinde ise vampir efsanelerini kanıtlar nitelikte bir olaya tanık olarak cesetten taze kan yayıldığını gözlemler. Yaptıkları son şey ise cesedi kale dışına çıkararak yakmak olur.

 

 

 

2- Goodrich Kalesinin Boğulan Aşıkları

Bu rivayet İngiliz İç Savaşı sırasında kuşatılmış Goodrich Kalesinde gerçekleşiyor. Alice ve Clifford adlı iki sevgili, kalenin koruyucularından genç bir askerin yanına sığınır. Kale Cromwell’in askerleri tarafından kuşatılınca Alice ve Clifford at sırtında Wye Nehri’ne iniyor. Ancak başlayan şiddetli yağmurla nehir yavaş yavaş taşmaya başlar ve sonrasında çift de şiddetli bir kavgaya tutuşur. Kavgaya devam ettikçe ikisi de nehrin içine doğru ölümcül bir yolculuk gerçekleştirir. Halen şiddetli yağmurlarda kalenin içinde aşıkların çığlıklarının duyulduğundan bahsedilir…

 

 

 

3- Scotney Kalesi’nin Gizemi

14. yüzyılda kentin içinde malikane olarak inşa edilen Scotney Kalesi daha sonra mimari olarak güçlendirilerek Darrell ailesinin eline geçer. Arthur Darrell adlı kişinin Avrupa’da 1720’de öldüğü düşünülüyor. Cenaze töreni 12 Aralık’ta Scotney’de yapılır  ve kazma işlemi sonrasında tabutun üstüne toprak atıldığında, törene katılanlar arasında siyah pelerinli bir yabancının “Gömdüklerini düşündükleri kişi benim” diye söylendiği rivayet edilir. 1900’lü yıllarda Arthur Darrell’in tabutu bir sebepten kazılır ve mezarın içinin taşlar dolu olduğu gözlenir. Scotney’e gelen ziyaretçiler, yabani otlarla kaplı kale hendeğine matem elbisesine benzer bir kıyafetle kuşanmış, hayaleti andıran bir silüetin tırmanırken birden kaybolduğunu birçok kez ifade ediyor. İşin ilginç tarafı ise, bu silüetin sahibinin Arthur Darrell’in kale hendeğinden itilerek aşağı attığı bir hazine koleksiyoncusunu işaret ediyor, anlaşıldığı üzere malikane sahibimiz sahte bir cenaze töreni düzenliyor.

 

 

4- Ludlow Kalesinin Masum ve Saygı Uyandıran Hanımı

Tutku, ihanet ve intihar masalları ortaçağa tarihlendirilen Ludlow Kalesi’nin kalıntıları arasında geziyor. 12. yüzyılda Marion de la Bruyere’in penceresinden inen bir halatla kalenin içine gizli bir giriş mevcut. Bunu bilen sevgilisi ve beraberindekiler Marion’a ihanet ederek gizli girişi ifşa ediyorlar ve kale bir gecede istila ediliyor. Bunu ihanet karşısında Marion hissettiği kedere dayanamayarak kendi kılıcıyla sevgilisini bıçaklayıp sonrasında ise kalenin duvarlarından kendini kayalıklara bırakır. Marion’un tüyler ürpertici hallerinin halen görüldüğü söylenmekte.

 

 

5-Muncaster Kalesinin Başsız Marangozu

16. yüzyıla tarihlendirilen, Muncaster Kalesi’nin efendisi Sir Ferdinand Pennington’un kızı Heloise Pennington, genç bir marangoza aşık olur. Ancak Heloise bir şövalye ile zaten nişanlıdır. Ferdinand içinde bulunduğu durumu ve kızının da değersiz gördüğü birini sevmeye cesaret dahi etmesini sindiremeyerek, marangozun kellesini aldırır. Kızına durumu ispatlar nitelikte sunar ve başı gören Heloise ise ortadan kaybolur. Yıllar geçtikçe genç marangozun kafasız bedeninin, o zamandan beri kale içinde dolaştığı ve kayıp sevgilisini aradığı söyleniyor.

 

 

*Tarihi İngiltere Arşivi‘nden faydanılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir