Galileo Galilei ve Johannes Kepler Mektuplaşması

Galileo Galilei’den Johannes Kepler’e

Bahsi geçen yazışma, Galileo ve Kepler arasındaki fikir alışverişine göz atabilmemize imkan tanımaktadır. Galileo, tam anlamıyla teleskop denilebilecek ilk gök dürbününü yaparak, Copernicus tarafından öne sürülen “Güneşmerkezlilik” (Heliocentric) kuramını gerçekleyebilen İtalyan fizikçi ve gökbilgini; Alman gökbilgini olan Kepler ise, Danimarkalı gözlemci Tycko Brahe’ın yardımcı ve halefi olmuş, onun mükemmel gözlemlerinden, Güneş sisteminin en belirgin özelliklerini çıkararak kendi adıyla bilinen üç yasa ile ortaya koymuştur. İlk mektupta Galileo, Kepler’i gerçeğin peşinde kendisine yoldaşlık eden bir kimse olarak selamlamakta.

Padua, 4 Ağustos 1597

Paulus Amberger ile bana gönderdiğiniz kitabınız, bilgili bayım, elime birkaç gün değil, birkaç saat önce geçti ve Paulus Almanya’ya hemen döneceğini bildirdiğinden, bu mektupla şükranlarımı size bildirmeseydim kendimi gerçek bir nankör addecektim… Şimdilik yalnız girişi okumuş bulunuyorum ama bundan niyetinizi bir ölçüde öğrendiğimden, gerçekten peşinden giderken yol arkadaşı olarak sizin gibi bir insan bulabildiğim için kendimi kutluyorum. Zira, gerçeği arayan ve yanlış bir felsefe yöntemini reddetmeyen çok az kimse bulunması acınacak bir durumdur. Ancak, yüzyılımızın bedbahtlığına yerinmenin değil, sizinle birlikte, gerçeği kanıtlamayan şu güzel fikirlerin tadını çıkarmanın yeri. Bu yüzden şu vaadimi ekliyorum ki, kitabınızı sükunet içinde okuyacağım; çünkü içinde en güzel şeyleri bulacağımdan eminim. Eğer sizin kafanızda daha çok insan bulunsaydı, halka kendi fikirlerimi açmaya kalkışabilirdim. Böyle olmadığına göre, ben de bunu yapmaktan kendimi alıkoyacağım. Zamanın azalması ve kitabınızı okumak için olan içten isteğim, mektubu, sizi yakınlık duygum için temin ederek bitirmemi gerektiriyor. Daima hizmetinizde olacağım. Hoşçakalın ve kendinizden başkaca iyi haberleri vermeyi unutmayın.

İçten dostluk için sizin,

Galilaeus Galilaeus

Padua Akademisi’nde Matematikçi

 

 


 

 

Johannes Kepler’den Galileo Galilei’ye

 

Kepler, teşviklerini sürdürerek dostunun geliştirilmiş teleskopla yapmaya olanak bulduğu keşiflere olan hayranlığını dile getirmekte ve karanlıkta kalmayı sevenlerin cahilliğini yermekte.

Prag, Ağustos, 1610

Medici yıldızları üzerindeki gözlemlerinizi, zatı alileri Toscana Grand Dükü’nün elçisinden aldım. İçimde, aletlerinizi görmek, böylece sonunda da göklerdeki büyük gösterinin tadını sizin gibi çıkarabilmek için dayanılmaz bir istek uyandırdınız. Burada elimizde bulunan okülerlerden en iyisi on kat, diğerleri ise ancak üç kat büyültebiliyor; elimde bulunan tek bir tanesi yirmi kat büyültme verebiliyor, ama ışığı çok zayıf. Bunun sebebini bilmiyor değilim ve de şiddetin nasıl artırabileceğini görüyorum, fakat insan parayı harcamaya tereddüt ediyor.

… Zannımca, hiç kimsenin bir kişiyi, ileri sürülmüş olan yeni, nadir ve özgünlüğünde güzel fikirleri iyice tanıyıp anlamayamadıkça, başkasının fikirlerine sahiplenmekle itham etmeye hakkı yoktur. Birisinin, beni, başkasını yermek amacıyla, ünüm için övmek istemesini hakaret telakki ederim. Hiçbir şey beni böyle birisinin methetmesi kadar taciz edemez. Ne kadar insanlık dışı bir kimse! Bana, şaşılacak şekilde sizin keşiflerinizin değerlerine karşı kuşku atfediyor; sırf herkesin kendi görüşünde olmasına izin verdiğimden! Ne basiretsizlik! Başkalarının görüşlerinin kendiminkilerle uyum içinde olması şart değil. Bir şeyi doğru olarak görürken, aynı fikirde olmayanlara karşı gene de hoşgörülü olabiliyorum.

… Ey bilge Pitagoras, sen felsefedeki heybetin susmaktan başka bir şeyde olmadığına inandırdın! Ama artık her şey ortada. Sen Galileo’m kutsal göklerin en kutsalını açtın. Çıkarılan gürültüye nefretle bakmaktan başka ne yapabilirsin? Bu güruh, felsefeyi küçümsemelerinin sonunda ebediyen cehalet içinde kalarak kendi kendisinden intikam alacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir