Francis Bacon ve Novum Organum

Doğanın Yorumlanması ve İnsanın Egemenliği Üzerine Özdeyişler

19. Hakikatı ortaya koymada iki yol ya da yöntem vardır. Bunlardan biri duyumlardan ve tek tek olgulardan hareket ederek bir sıçrayışta en genel ilkelere yükselir; sonra sanki hiç sarsılmaz hakikatlermiş gibi bu ilkelere güvenerek, onlardan araç durumdaki aksiyomları elde eder ya da genel ilkeler hakkında karar vermek için, onları olgularla ilişki içerisine sokar; genellikle izlenen yol budur. Öteki yol da duyumlardan ve tek tek olgulardan hareket ederek; kademeli bir ilerleyişle, belli bir yavaşlıkla ve hiçbir kademeyi aşmadan, en sonunda en genel önermelere sadece ulaşabilir; bu son yöntem hakiki yöntemdir; ama henüz hiç kimse onun üzerinde çalışmamıştır.

39. İnsan zihnine üşüşenler idollerdir; kendimizi daha iyi anlamak için aşağıda belirlenen şu dört adla onları birbirinden ayırmanın bir ödev olduğuna inanıyoruz: Birinci tür idoller, ırk, soy idolleridir; ikinci mağara idolleridir; üçüncüsü çarşı idolleridir; dördüncüsü ise tiyatro idolleridir.

61. Soy, ırk idollerinin kaynağı insanın kendi doğasıdır; bu, insan ırkına geçen en kötü kalıttır, aileden gelen gerçek kötülüktür; çünkü hiçbir şey şu ilke kadar temelden yoksun değildir; “İnsan her şeyin ölçüsüdür.” Tam tersine, bütün algıların, ister duyumlardan, ister akıldan gelmiş olsun, evrenle değil, sadece insanla ilgili olduğunu söylemek gerekir. Hatalı bir aynaya benzeyen insan anlayış yetisi nesnelerden çıkan ışıkları bükerek ve kendine özgü yapısını nesnelerinkiyle karıştırarak, yansıttığı tüm imgeleri bozar, eğip büker, biçimsizleştirir.

62. Mağara idolleri ise, bireysel olarak insana aittir; çünkü genelde insan yapısına özgü sapınçların dışında, her insanın da bir tür mahzeni, bireysel mağarası vardır; bu mağara doğal ışığı bozar; farklı nedenler gereğince olur bu: her bireyin kendine özgü ve özel yapısı, eğitim, konuşmalar, okumalar, içinde yer alınan toplumlar, hayran olunan ve saygı duyulan kişilerin otoritesi, nihayet aynı nesnelerin bıraktığı izlenimlerin farklılığı. Çünkü çok meşgul olan ve başka nesnelerden çok etkilenen zihne göre yada dingin ve sakin bir zihne göre izlenimler de farklı olur; öyle ki artık hiçbir şey farklı bireylerde ortaya çıkan insan zihninin doğal durumunda daha düzensiz, daha kuralsız değildir; zihnin kendiliğinden olan işlemleri hemen hemen tümüyle rastlantının ürünüdür. Şu gözlemi dile getiren Herakleitos çok haklıdır: “İnsanlar, evrensel dünyada yani hepsi için ortak olan bir dünyada değil, kendi özel, küçük dünyalarında bilgiler elde etmeye çalışarak yaşayıp giderler.” 

63. Çarşı idolleri dediğimiz idoller ise uzlaşımdan ve toplumdan gelen idollerdir; bunların kaynağı da insan cinsinin farklı toplulukları arasında kurulan iletişimdir. Her türden bir araya gelmeler; ticaret, birtakım haklarla dile getirdiğimiz şeylerin hepsi buraya girer; çünkü insanlar, aralarında konuşma aracılığıyla birlik kurarlar; farklı değişim nesnelerine verilen adlar, en düşük düzeydeki zihinlerde bile bir fikir uyandırabilir. Bu denli çok adlandırmadan, zihin işlemlerine engel teşkil eden doğru olmayan değimlerden çıkar bu idoller; çok anlamlılıkları ortadan kaldırmak ya da bunun önüne geçmek için bilginler boş yere tanımları ve açıklamaları çoğaltırlar; böyle bir çareden daha yetersiz hiçbir şey yoktur; ne yapılırsa yapılsın, bu sözcükler anlama yetisince yanlış yorumlanırlar ve sayısız, kısır birçok tartışamadan insanları alaşağı ederek çalkantılara yol açarlar.

64. Çeşitli felsefelerden oluşan dogmalardan kaynaklanan idoller gelir son olarak; bunlara zihinlere yerleşir. Bu sonunculara tiyatro idolleri diyoruz; çünkü birbiri ardınca bulunmuş ve benimsenmiş olan tüm felsefe dizgelere, çeşitli filozofların gün ışığına çıkardığı tiyatro piyesleri gibidir ve sırasıyla oynanmaktadır; tam anlamıyla sahne için yapılmış ve imgesel bir dünyada bizim bakışlarımıza sunulmuş piyeslerdir. Biz burada sadece felsefe düşüncelerden ve bir zamanlar bizi egemenliği altına almış olan mezheplerden değil, genel olarak hala varolabilen, varlığını sürdürebilen düşüncelerden söz ediyoruz; aynı cinsten başka piyeslerin sınırsızlığını oluşturmak oldukça kolay olduğu için bu çelişik hataların bile hemen her zaman benzer nedenleri vardır. Dediklerimiz sadece bütünlük içinde alınan dizgeler için anlaşılmalıdır; bilimlerde benimsenen ilke ve belirtiler içinde bu böyledir; denemesiz, sınamasız benimsenen ve ağızdan ağza geçen ilkeler bir saflık içersinde adeta doğrulanmışlardır. (…)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial
%d blogcu bunu beğendi: