Roma | Veni Vici

Biraz yürümeyi göze alabilirseniz, Roma’yı tabanvay olarak dolaşabilmeniz mümkün. Bizim Roma’da toplamda 2 günümüz vardı. Önümüze Roma haritasını aldık ve bir rota çizmeye başladık. Bu doğrultuda gidebileceğimiz müzeleri ve gezebileceğimiz yerleri hesaba katarak en avantajlı yolu seçmeye çalıştık.

Roma’nın birçok bilindik yerinde Hop-on Hop-off araçları mevcut. Bilmeyenler için bu araçların çalışma mantığını kısaca açıklamak isterim, 1, 2 veya 3 günlük gibi seçenekler sunuyorlar size. Kalacağınız gün kadarını belirleyip biletinizi alıyorsunuz. Bu araçlara ait şehrin her bir tarafında duraklar var, araca binip bu duraklardan istediğinizde inerek ilgili bölgeyi gezip bir sonraki araca binme hakkınız mevcut. Yaptığımız seçime göre biletinizin geçerli olduğu tarihlerde bu işlemi sınırsızca tekrarlayabilirsiniz. Tabi bir de araçla gezerken size verdikleri audio-guide’dan da bahsetmek gerekir. Son olarak biz 1 günlük ve Vatikan City+Sistine Chapel girişli seçeneği tercih etmiştik toplamda 55 euro vermiştik bu hizmet için. Şöyle bir şey var bu ne avantajlı ne de paranızı sokağa attığınız bir yöntem. Vatikan’ı, Roma yazısına sığdırmanın haksızlık olacağını düşündüğümden o kısmı da başka bir yazımda ele almak istedim.

Roma’ya geri dönelim… Roma tarihi hakkında internette ve kitaplarda onlarca yazı var, onlardan farklı veya daha fazla bir şey yazamayacağımı düşündüğümden tekrirden kaçınarak sadece öznel deneyimlerimden bahsetmek isterim.
Roma’ya karşı gerçekten çok büyük bir beklentiyle gittim. Bir de üstüne hani bazı şehirler sizi çağırır ya, böyle sabah mahmurluğunda işinize giderken metroda aklınıza düşer, gecenin hayatı sorgulama saatlerinizde internette şak diye karşınıza çıkar, bir film açarsanız esas kız bir gizemin peşinden oraya gider falan… Bir şekilde orası da beni kendine çağırıyordu.
Sonrasında tabi tarih de okuyoruz ya kendimi sadece antikçağ dersleri alırken buldum. Tezimi de Antik Romalıların günlük yaşantısı üzerine yapınca haliyle müthiş bir yakınlık oluştu.
Roma benim İtalya’da ilk gittiğim şehir olmadı, birkaç gün Floransa’da ve Arezzo’da geçirdim. Roma’ya da trenle Arezzo’dan gittim. Burada düşmem gereken en önemli not Trenitalia’ya bakmanız. Tren seferleri çok sık ve ülkenin her bir tarafına var, trenleri karşılaştırmanız gerekiyor, bazen aynı yolu, aynı paraya 1 saatte gitmek varken 2 veya 3 saate bile gidebilirsiniz. Avantajlı ve hızlı seferler var. Eğer planınız çok önceden belliyse bu biletleri online alabilirsiniz. Normal trenlerde bir değişiklik olmuyor ama bu seferlerde fiyat değişikliği yaşayabilirsiniz. Benim 1 at önce 15 euroya aldığım hızlı tren bileti, sefer günü arkadaşım gişeden almak istediğinde 35 euro vermişti. Ve nihayetinde Roma’ya vardım, varır varmaz da sanki evimdeymişim gibi hissettim.
İstanbul’la kıyas kabul etmez ama İtalya’daki diğer şehirlere göre oldukça kalabalık. Bu bazen bunaltıcı olsa da kaçış noktaları tabiki de var. Genelde yoğunluk Vatican City’nin çevresinde, oraları da gezdikten sonra sizin için çok özel bir kaçış noktası önereceğim;
* Borghese Bahçeleri;
Araç olmadan Borghese bahçelerine gitmek için biraz yokuş bir yol yürümeniz gerekiyor. Ama inanın vardığınızda tüm yürüdüğünüz yollara değiyor. Vakit olsa insan burada saatlerce kalabilir. Zaten daha içeri girer girmez bizi solo gitar sesleri karşıladı. O anda hissettiğiniz huzura o kadar büyük bir güzellik karşılıyor ki bu ses… Belki size de denk gelebilir. Diğer bir güzel ayrıntı içeride bisiklet kiralayabiliyorsunuz. Tek kişilik, çift kişilik ve dört kişilik seçenekleri ve biz dört kişiydik ve bahçenin bununla beraber altına üstüne getirdik oldukça da keyif aldık. Mutlaka yolun sonuna kadar gidip aşağıda paylaşacağım yapıyı görmeniz gerek.
  
Devam edelim, Roma’da olmazsa olmaz, görmeniz mekanlardan birkaçını daha sıralayacağım,
1- Collessium – En bilindik adıyla Collesium olan Flavius Amfitiyatrosu daha uzaklardan görür görmez nefesinizi kesebilecek güzellikte. Bir tavsiye vereyim her açıdan arkanıza aldığınızda güzel fotoğraflar çekiyorsunuz ama bütün yapıyı arkanıza alacağınız açılar da mevcut, değerlendirin derim. Bkz ben.
Ek olarak her daim burada sıra var, zamanınız varsa elbette ki içine girin ama kısıtlı zamanda keşfe dalabileceğiniz çok başka mekanlar ve yapılar var. Onlara da fırsat tanıyın derim.
Roma’da her an karşınıza bir kilise çıkabilir, önünden geçip gidecekken yorgunluktan adım atacak halim olmadığı için içine girdiğim bir kilisenin görselini paylaşmak isterim. Gerçekten her sokak sizin keşfetmeniz için usul usul bekliyor gibi…
Görünce nefesinizi kesebilecek bir yapı da tabiki Aşk Çeşmesi… Gündüz de eminim çok güzeldir ama gece yaptıkları ışıklandırmalar ile gerçekten çok büyüleyiciydi… Ama maalesef ki o kadar kabalıktı ki paylaşabileceğim doğru düzgün bir fotoğraf çekemedim. Ama yapıyı tabiki fotoğrafladım. Onlara ve Roma’da çektiğim fotoğrafların daha fazlasına bakmak için Flickr hesabıma göz gezdirebilirsiniz ve eğer kafanıza takılan sorular olursa sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşabilirsiniz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir